Gut microbial communities of social bees
Bal arısının bağırsağında birkaç temel bakteri grubundan oluşan, arıdan arıya benzer kalan küçük bir topluluk bulunuyor. Bu topluluk yeni çıkan arıya kovan arkadaşlarından geçiyor.
Rehber yazılarımızın dayandığı 20 hakemli yayın, 5 konu altında. Her birinde çalışmanın ne bulduğunu ve arıcı için ne anlama geldiğini kısaca yazdık; orijinal makaleye DOI bağlantısından ulaşabilirsiniz.
Bal arısının bağırsağında az sayıda ama işini bilen bakteri türü yaşar. Bu çalışmalar o bakterilerin sindirime ve bağışıklığa nasıl katıldığını anlatıyor.
Bal arısının bağırsağında birkaç temel bakteri grubundan oluşan, arıdan arıya benzer kalan küçük bir topluluk bulunuyor. Bu topluluk yeni çıkan arıya kovan arkadaşlarından geçiyor.
Bağırsak bakterileri işçi arıda besinlerin parçalanmasına, bağışıklığın uyarılmasına ve hastalık etkenlerine karşı korunmaya katkı veriyor.
Arıda, polende, arı ekmeğinde ve kovanda hastalık yapmayan pek çok mikroorganizma bulunuyor; bunların arasında Bacillus türleri de var. Bu mikroorganizmalar besinin işlenmesine ve bazı etkenlerin baskılanmasına katılıyor.
Larvalara verilen faydalı bakteriler, arının kendi savunma peptitlerini üreten genlerin daha fazla çalışmasına yol açtı.
Arıda probiyotik kullanımını inceleyen çalışmaları bir araya getiriyor. Sonuçlar suşa, doza ve veriliş şekline göre değişiyor; olumlu sonuçların yanında etkisiz kalan denemeler de var.
Amerikan yavru çürüklüğünün etkeni Paenibacillus larvae. Aşağıdaki çalışmalar arı ve baldan alınan bazı bakterilerin bu etkeni nasıl baskıladığını inceliyor.
Amerikan yavru çürüklüğü genç larvayı öldüren bakteriyel bir hastalık. Etkenin sporları çok dayanıklı, kovan malzemesinde ve çerçevede yıllarca canlı kalabiliyor.
Bal ve kovan kaynaklı bazı Bacillus suşları, laboratuvarda yavru çürüklüğü etkeninin üremesini engelledi.
Arı bağırsağından ve baldan ayrılan Bacillus subtilis suşları, laboratuvarda hem yavru çürüklüğü etkenini hem de kireç hastalığı mantarını baskıladı.
Arının bal midesinden ayrılan laktik asit bakterileri, laboratuvarda yavru çürüklüğü etkenini baskıladı ve bu bakterilerle beslenen larvalarda hastalığa yakalanma azaldı.
Polen keki içinde verilen bir laktobasil karışımı, laboratuvarda larva yaşamını iyileştirdi; sahadaki kolonilerde de yavru çürüklüğü etkeninin yükünü düşürdü.
Nosema ceranae bağırsağa yerleşen bir mikrosporidyum. Probiyotik ve bakteri metabolitleriyle yapılan denemelerin sonuçları burada; işe yarayanlar da yaramayanlar da var.
Asya arısında bilinen Nosema ceranae, Avrupa'daki bal arısı kolonilerinde ilk kez bu çalışmada saptandı.
Bacillus kaynaklı bir bakteri metaboliti (surfaktin) verilen kafes arılarında Nosema ceranae enfeksiyonu azaldı.
Baldan ayrılan bir Bacillus subtilis suşu şurupla kolonilere verildi. Bu kolonilerde yavru alanı ve bal üretimi arttı, Nosema sporu sayısı düştü.
Şurupla verilen bifidobakteri ve laktobasil suşları, kafes arılarında Nosema ceranae spor yükünü düşürdü.
İnsan ve hayvan için üretilmiş bazı ticari probiyotik ve prebiyotikler kafes arılarında Nosema'yı azaltmadı; bazı gruplarda enfeksiyon ve ölüm arttı.
Antibiyotiğin balda kalıntı bırakması ve arının kendi bağırsak bakterilerini bozması üzerine yapılmış çalışmalar.
Arıcılıkta kullanılan antibiyotikler balda kalıntı bırakabiliyor; birçok ülkede baldaki antibiyotik kalıntısı ticari sorun yaratıyor. Uzun süreli kullanım direnç gelişimine de yol açıyor.
Tetrasiklin verilen arıların bağırsak bakteri düzeni bozuldu ve bu arılar kovana döndükten sonra daha çok öldü; fırsatçı bir bakteriye karşı daha savunmasız kaldılar.
Arının ne yediği, kışa nasıl girdiği ve kış kayıplarının neye bağlı olduğu üzerine derlemeler ve geniş anketler.
Arının karbonhidrat ve protein ihtiyacı, yetersiz beslenmenin bağışıklık, yavru bakımı ve ömür üzerindeki etkileri derleniyor.
Kışı çıkaracak uzun ömürlü kış arılarının sonbaharda nasıl yetiştiği, koloninin kışa hangi güçle ve hangi besin stokuyla girmesi gerektiği anlatılıyor.
37 ülkeden arıcıların bildirdiği kış kayıpları karşılaştırıldı. Kayıp oranı ülkeye göre değişti; işletme büyüklüğü, gezginci arıcılık ve ana arı değişimi kayıpla ilişkili bulundu.